10 Aralık 2014 Çarşamba

BU ROMAN O KIZ OKUSUN DİYE YAZILDI.

Yazar Enver AYSEVER' in Doğan Kitaptan çıkan sevda üzerine güzel bir romanı.
Kahverengi paltolu genç bir adam.Aklında ela gözlü sevgili,cebinde Cemal Süreya şiirleri,sırtında gitarı yürüyor İstanbul sokaklarında.Kah  sevgisini İstanbul'a anlatıyor kah İstanbul'u okuyucuya.Bazen kavuştum sanıp da kavuşamadığı sevginin güzelliğini yaşıyorsunuz satırlarda bazen de İstanbul'un hüzünlü,insanı saran güzelliğini.
Kitap beni hayli etkiledi.Zamana yenik düşmüş az bir ömrü kalmış genç bir adamın hayat hakkındaki düşünceleri ile sevgiliye dair yaşananlar bir döngüye sokularak aktarılmış.İçine de İstanbul'da hayat serpiştirilmiş.Okurken kendinizi İstanbul'da,Nişantaşında bir kafede veya beyoğlunda bir barda bulabilirsiniz.
Etkileyici ve okuyucuyu içine çeken bir kitap.
Alıntılar;
"İnsanın bir amacı kalmayınca,ölüm fikriyle aniden karşılaşıp,onunla başa çıkmak için berbat bir mücadele verince,giderek o dar zamanı doldurmak güçleşiyordu işte.Kişi büyük bir amacın peşinde koşmaktan vazgeçtiği an,tasarılar,planlar ortadan kalkınca ,hatta boş vakitleri doldurmak için bile gayret  sarf etmek önemini yitirince çırılçıplak,bir ahmak gibi ortada kalıyordu."
"Aşk,sevgiliyle bir aradayken farkedilmesi güç bir yük!bir başına kalınca insan,zalim duygular içinde can çekişmeye başlayınca,yüzünü daha keskin gösteriyor."
                                                                                                                                                                        Yeni kitaplarda ve yeni yorumlarda buluşmak dileğiyle...
 

6 Aralık 2014 Cumartesi

UZUN BİR ARA SONRA OKUNAN İLK KİTAP:"EVE DÖN"

Nihayet yeniden kitap okumaya ve özüme döndüğüm için çok mutluyum.Hayatımın en kötü dönemini atlattığımı düşünüyorum.Neredeyse yirmi yıllık bir beraberliğe son noktayı koyup sıfırdan başlamak hiç kolay olmadı ama artık özüme döndüğümü düşünüyorum.Meğer kitap okumak insan ruhunu nasılda iyileştiriyormuş.Hayatımız sıradan temposunda giderken farkına varmadığımız ama denge bozulduğunda kücücük ayrıntılarla nasıl mutlu olduğumuzu anladığım bir dönemdeyim.Beni takip eden herkese tavsiyem ne olursa olsun kendinizi sevmekten ve mutlu olduğunuz şeyleri yapmaktan vazgeçmeyin,kimse sizin kadar değerli değil.Ben bunu geç anladım ,hala yeni hayatımı yoluna koymaya çalışıyorum ve bunu başaracağımdan de eminim.
Gelelim kitabımıza;
Yazar Lisa Scottoline,Pegasus yayınlarından çıkan 422 sayfalık biraz polisiye biraz aile ilişkileri tarzı eğlenceli bir kitap.Aslında polisiye diye almıştım ama daha Kristin Hannah tarzı buldum.Eğer gerilim ve macera için aldıysanız hayal kırıklığına uğrarsınız.
Ana karakterimiz Dr.Jill,eski kocasının öldüğünü üvey kızından öğrendiğinde ölümden çok üç yıldır görmediği üvey kızına yeniden kavuşmanın muttluluğu içindedir.Üvey kızı Abby,babasının öldürüldüğünü düşünerek Jill'den yardım ister.Başlangıçta bunu istemese de kızına yardım etmeden duramayan Jill kendini hiç beklemediği tehlikeli oyunları araştırırken bulur.
Anlaşılır,yalın bir dili olsa da bana biraz sıkıcı geldi.Belki de kendimi macera kitabı okuyacağım diye hazırladığımdandır.Oysa ikili ilişkiler ve aile kavramı hikayede oldukça güzel işlenmiş.On üzerinden altı verebilirim.


Yeni kitaplarda ve yeni yorumlarda buluşmak dileğiyle...

24 Haziran 2014 Salı

TAM BİR TATİL KİTABI "ÜÇ KADIN ÜÇ PIRLANTA"

Hemen herkesin tatile çıkmayı düşündüğü şu günlerde yanına almasını önereceğim kitaplar arasında yer alacak mükemmel bir kadın okur kitabı. Sahilde güneşlenirken diğer hemcinslerinizin ne yaptığını düşüneceğiniz,erkek arkadaşınız ve ya eşiniz yanınızda ise ona olan sevginizi canlandıracağınız ve kendinizi mutlu hissetmenizi sağlayacak güzel bir kitap.
Daha önce filmini izleyip sonra da kitabını okuduğum ,"Şeytan Marka Giyer"'in yazarı Lauren Weisberger'in kaleminden çıkan eğlenceli,muzip ve biraz da bilgilendirici bir eser.Üç bekar ve yirmili yaşların sonunda olan kadının iş,aşk ve hayat hakkında düşünceleri ve yaşadıkları kaleme alınmış.Akıcı ve kolay anlaşılır bir dili var.Eğlenceli ve ilgi çekici olduğundan çabuk bitecektir.Tavsiyem ya uzun yolculuklarda yanınıza almanız ya da tatil için ayırdığınız bir kaç kitap arasına yerleştirmeniz. Şimdiden iyi okumalar.
Yeni kitaplarda ve yeni yorumlarda buluşmak dileğiyle...



14 Haziran 2014 Cumartesi

"BİR CİHAN KAFES"KADIN OLMANIN HÜZNÜ TANIMAKTAN GEÇTİĞİNİ ANLATIYOR SANKİ...



İclal AYDIN'ın Artemis yayınlarından çıkan 325 sayfalık  bu kitabını öncelikle kapağı ilgimi çektiği için almıştım.Yazar,sevdiğim ve çoğu televizyon programlarından takip ettiğim bir insan olduğundan kitabın güzel olacağını da hissediyordum.Kitabı okurken gözümün önünde sevgili İclal AYDIN'ın her daim gülen yüzü canlanıyordu.Ama bir şeyi fark ettim.O yüz gülerken gözlerin taşıdığı hüznü hep atlamıştım.Kitabı okuyup hikayeye karıştıkça bilmeden onu Lorin karakteriyle özdeşleştirdiğimi fark ettim.Duygular öylesine taze ve öylesine canlıydı ki.Kadın olmanın,hayatla tek başına mücadele etmenin,anlaşılamamanın yükü öylesine doğal anlatılmıştı ki üzülmekten kendimi alamadım.
Üç nesil kadınların hikayesi, aslında şu dünyada tek başına ayakta kalmaya çalışan kadınları çok güzel ifade etmiş.Keşke zaman zaman yaşadığımız yıkımlardan çıkacak dostlarımız ve yakınlarımız olsa.Bazen yalnızlık mecburi oluyor.Karakterlerimiz bu bakımdan şanslı.Her şeye rağmen birbirlerine ve hayata tutunmayı başarabildiler.
Kadınların ne kadar hassas ve duygusal olduklarını bir o kadar da güçlü olduklarını anlatan güzel bir kitap.Herkese tavsiye ederim.Yazarımıza da kırgınlıkları arkada bıraktığı mutlu bir gelecek dilerim.İç dünyasını bizimle paylaştığı için teşekkürler...

13 Haziran 2014 Cuma

KENDİMİ AFFETTİRMEK İÇİN İKİ KİTAP "AŞKI GİYİNEN ADAM" VE "SENİ HER ŞEYİN MÜMKÜN OLDUĞU BİR YERE GÖTÜRECEĞİM"



Uzun bir süre kişisel sorunlarımdan dolayı kitap okumaya ara verdiğim için yorum yapamadım.İnsan hayatının bir saat içinde nasıl altüst olabileceğini gördüğüm şu günlerde, kitaplardaki hayatların gerçeği yansıttıklarını daha iyi anlıyorum şimdi.Bu nedenle kendimi kitaplara verdim ve iki farklı yazarla tanıştım.
İlk kitabım,Laurent GOUNELLE'nin Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim,adındaki biraz roman biraz da kişisel gelişim tadında yazılmış eseri.Normakde felsefi anlatımlar içeren kitapları hızlı okuyamam.Özümsemek ve düşünmek gerektirdiğinden bazen sıkıcı bile bulduğum olur.Oysa bu kitapta bir hikaye üzerinden hayatı ve insan davranışlarını incelediğinden hem daha zevkli hem de daha akıcı olmuş.
Hayatının aşkını kaybetmesinden Amazon ormanlarında yaşayan bir kabileyi sorumlu tutan bir filozof,bu ormana giderek onların hayatını değiştirmeye çalışır.Amacı onlara acı çektirmektir.Bir filozoftan beklenebileceği gibi ağacı direkt kesmek yerine içten içe çürümesine sebep olacak ve ölümün sebebi olmaktan kurtulacak bir yolu vardır.Okudukça olayın sadece bu kabileyle ilgili olmadığına kentleşmenin insanlığı nasıl yok ettiğine şahit olduğunuzu göreceksiniz.Bence harika bir gözlem sonucu doğmuş güzel bir eser.

  İkinci kitabım ise yazar Nazlı ERAY'ın Aşkı Giyinen Adam'ı.Ana karakterimiz tarot kartları ve onları konuşturan Dürnev Ablası sayesinde zaman zaman geçmişe giderek zaman zaman en sevdiği sanatçı Eddie Fisher ve Elizabeth Taylor'un hayatlarına dahil olarak masalsı bir anlatım sergiliyor.Aşkları,anıları,dostluğu fantastik bir anlatımla ve onlarca karakter üzerinde izleme şansını buluyorsunuz.Bir çok limana uğrayan ve her birinde bir parça taşıyan bir gemi gibisiniz.Okur severse tam sever sevmezse de hemen elinden bırakır.Bu nedenle başlayın ve ilk beş sayfada beğenmediyseniz devam etmeyin derim.İyi okumalar.


                                                                           
yeni kitaplarda ve yeni yayınlarda buluşmak
dileğiyle...

31 Mayıs 2014 Cumartesi

KRİSTİN HANNAH YİNE HARİKALAR YARATMIŞ"İLKBAHAR RÜYASI"

Bence sevgiyi en iyi anlatan yazarlardan biri Kristin Hannah.Onun kitaplarını okurken içimden bir sıcaklık aktığın ve gözlerimin dolduğunu mutlaka hissederim.Duyguları öylesine içten ve doğal bir dille anlatıyor ki sanki kendiniz yaşıyormuşsunuz gibi oluyorsunuz.Aslında anlatmaya gerek yok.Aile,arkadaşlık,dostluk kavramlarına önem veriyor ve sevgiyi hissetmek istiyorsanız okuyacağınız tek yazar.Bu kitabı da diğerleri gibi olduğundan kitap ayırmayın okuyun diyorum.
Küçük  bir alıntı ile içeriği özetleyelim:

"Sevgi bedenler gibi değildi, hiçbir yere gitmezdi, sonsuza dek var olurdu.İçinizde kalır, anlar ve anılara karışırdı. Angel gözlerini yavaş yavaş açtığında gözyaşlarının arasından Madelaine ile Lina'yı gördü.Artık sevgiyi onlarla bulacağım Francis.Yemin ederim."




26 Mayıs 2014 Pazartesi

FİLM TADINDA BIR KITAP DAHA "NEHIR ŞARKISI"

Karen Whıte,bu kitap sayesinde tanıdığım ve bundan sonra okuma listeme alacağım bir yazar.Kitabı bir yarışma sayesinde kazandım ve bu nedenle çok mutluyum.Tam benim zevkime hitap eden aşk,macera ve sırlarda dolu sürükleyici romanlardan.
Julie ,oniki yaşındayken kız kardeşini kaybetmiş ve bu durumdan kendini suçlu hisseden yalnız bir kadındır.Bir gün karşısına kendi gibi yalnız biri olan Monica çıkar.Monica bir süre sonra beş yaşındaki oğlunu ve terkettiği ailesine yakında bulunan evini Julie'ye emanet ederek vefat eder.Julie,çaresiz yanına küçük oğlanı da alarak bu eve doğru yola çıkar.Orada onu Monica'nın kaçışındaki gizemler ve acılı ailesi bekliyor olacaktır.Okumaya başlayınca sizde bu sırları öğrenecek ve her sayfada merakla birbirini kovalayan çözümler ve yeni bilinmezlerse karşılaşacaksınız.
Bazı kitaplar reklam kurbanı oluyor diye düşünüyorum.Bu kitap bence bir çok bestelerden daha iyi ve okunmayı hakediyor.Yalnızca yeterince tanıtılmadığını düşünüyorum.Eminim okuyanlar bana hak verecektir.
Yeni kitaplarda ve yeni yorumlarda buluşmak dileğiyle...