8 Temmuz 2013 Pazartesi

Yasaklı kitapları okuyoruz: ANNE FRANK'IN HATIRA DEFTERİNİ BİRAZ ÜZGÜN BİRAZ ŞAŞKIN BİTİRDİM...

13 Yaşında genç bir kız düşünün.Okula gitmek ve sıkıcı derslere girmek en büyük derdi,bir de kız arkadaşlarının kıskançlıkları.Sonra bir gün aniden ya kaçıp saklanmak zorunda olduklarını ya da kalıp tutuklanmak zorunda kalacaklarını öğreniyor.Ailecek apar topar en gerekli eşyalarını alarak bir işyerinin deposunda gizli bir bölmeyi evleri yapıyorlar.Artık iki aile ve bir diş hekimi iki yıla yakın bir süre burada yaşamak zorunda kalıyorlar.Kafasında öyle çok soru varki... Kendisine tüm sorularının tek cevabı olduğu söyleniyor ki o da suçunun yahudi doğmak olduğu.
Büyüklerin dünyasında yalnız ve korku dolu bir genç kız adayının duygularını okurken yahudilerin karşılaştıkları zorlukları,anlaşılmaz işkenceleri ve korku dolu savaş ortamını da okurken yaşıyorsunuz.Irkçılığın,faşizmin getirilerini,özgürlüğün değerini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.Üstelik sadece saklandığı sığınak koşullarında bir nevi rahat bir ortamda iken böylesine canlı size yaşatabiliyorsa, o koşullarda olmadığınıza şükredesiniz geliyor.
Kitabı bazen üzülerek,çoğunlukla da yaşanılanlara kızgınlık duyarak okudum.İç dünyamın karardığını hissettiğim anlarda bıraktım ama sonra merakla elime yeniden aldım.En uzun sürede okuduğum kitaplardan biri.Ama bu sevmediğimden değil okumak için güç toplamaya ihtiyaç duyduğumdan.
Anladım ki insan rahat düşünebildiği ve rahat hareket edebildiği sürece insan.Yaşamak her zaman bize insan olduğumuzu hissettirmez.DÜŞÜNEBİLME VE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ UYGULAYABİLME YETİSİNİ KAYBETMİŞSE İNSAN,YAŞASA DA HAYATTA DEĞİLDİR...
Yeni kitaplarda ve yeni yorumlarda buluşmak dileğiyle...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder